Netflix

Arrow

  • Vizyon Tarihi: 10 Ekim 2012 – 28 Ocak 2020
  • Film Kategorisi: Aksiyon, Suç, Dram, Süper Kahraman, Gizem
  • Yönetmen: James Bamford, Glen Winter, David Nutter
  • Senarist: Greg Berlanti, Marc Guggenheim, Andrew Kreisberg
  • Yapımcı: Greg Berlanti, Sarah Schechter, Stephen Amell
  • Oyuncular: Stephen Amell, David Ramsey, Emily Bett Rickards, Katie Cassidy, Willa Holland, Paul Blackthorne, Colton Haynes, Manu Bennett
  • Ülkesi: ABD
  • Platformlar: Netflix

Arrow Dizi İncelemesi: Bir Şehrin Kurtuluşu ve Bir Kahramanın Doğuşu

Televizyon tarihinde bazı yapımlar vardır ki, sadece kendi hikayelerini anlatmakla kalmaz, kendisinden sonra gelecek onlarca yapıma da yol gösterir. The CW kanalının 2012 yılında başlattığı Arrow, tam olarak böyle bir mihenk taşıdır. “Smallville”in bitişiyle oluşan boşluğu doldurmakla kalmayıp, “The Flash”, “Supergirl” ve “Legends of Tomorrow” gibi dizilerin yer aldığı devasa bir “Arrowverse” evrenini başlatan bu yapım, 8 sezonluk macerasıyla bir efsaneye dönüştü. Dizimag.com.tr olarak, milyarder bir playboydan, zümrüt okçuya dönüşen Oliver Queen’in destansı hikayesini tüm detaylarıyla inceliyoruz.

Lian Yu: Cehennemde Geçen Beş Yıl ve Dönüşüm

Dizinin temel önermesi oldukça çarpıcıdır: Şımarık, sorumluluk almayan ve sadakatsiz bir milyarder oğlu olan Oliver Queen (Stephen Amell), babasıyla çıktığı bir yat gezisinde korkunç bir kaza geçirir. Herkes onun öldüğünü düşünürken, o aslında Kuzey Çin Denizi’ndeki ıssız (ya da öyle sanılan) bir ada olan Lian Yu’da hayatta kalma savaşı vermektedir.

Arrow’un ilk beş sezonu boyunca başarıyla uyguladığı anlatım tekniği olan “Flashback” (Geriye Dönüş) sahneleri, diziyi sıradan bir süper kahraman işinden ayırır. Bir yandan günümüzde Starling City’de suçluları avlayan “The Hood”u (Kapüşonlu) izlerken, diğer yandan onu bu ölüm makinesine dönüştüren adadaki acımasız eğitimini görürüz. Oliver’ın adada geçirdiği süre, sadece fiziksel bir gelişim değil, ruhsal bir parçalanma ve yeniden inşadır. Stephen Amell’in donuk bakışları ve omuzlarındaki yük, karakterin yaşadığı travmayı izleyiciye kusursuz bir şekilde aktarır.

“Şehri Hayal Kırıklığına Uğrattın”: Listenin Gizemi

Dizinin ilk sezonu, süper güçlerden ziyade daha “gerçekçi” ve “karanlık” bir tona sahiptir. Christopher Nolan’ın “The Dark Knight” üçlemesinden esintiler taşıyan bu atmosferde Oliver, babasının ona bıraktığı bir defterdeki isimlerin peşine düşer. Bu defter, Starling City’yi zehirleyen, yozlaşmış zenginlerin listesidir.

Oliver’ın ikonik repliği “You have failed this city!” (Bu şehri hayal kırıklığına uğrattın), sadece bir tehdit değil, aynı zamanda bir adalet arayışıdır. Ancak dizi ilerledikçe Oliver, babasının günahlarını temizlemekten öteye geçip, kendi kahramanlık tanımını oluşturmak zorunda kalır. Sadece öldüren bir infazcıdan (Vigilante), insanlara umut veren bir kahramana (Green Arrow) dönüşüm süreci, dizinin en güçlü senaryo matematiğini oluşturur.

Team Arrow: Yalnız Kurtluktan Aile Olmaya

Başlangıçta tek başına çalışan Oliver, zamanla bu yükü tek başına taşıyamayacağını anlar. İşte bu noktada, dizinin kalbi ve ruhu olan “Team Arrow” devreye girer. John Diggle (David Ramsey), Oliver’ın hem koruması hem de vicdani pusulası olurken; bilişim dehası Felicity Smoak (Emily Bett Rickards), dizinin mizah ve zeka yönünü sırtlar.

Özellikle Felicity karakteri, planlanandan çok daha fazla ilgi görünce dizinin ana unsurlarından biri haline gelmiştir. Oliver ve Felicity arasındaki “Olicity” ilişkisi, hayranları ikiye bölse de, dizinin duygusal derinliğine katkısı yadsınamaz. Ekibe daha sonra katılan Wild Dog, Black Canary (Dinah Drake) ve Mr. Terrific gibi karakterler, dinamikleri sürekli taze tutmayı başarsa da, “Orijinal Takım Arrow” (OTA) her zaman izleyicinin favorisi olarak kalmıştır.

Kötülerin Yükselişi: Deathstroke ve Prometheus Efsanesi

Bir süper kahraman dizisi, ancak kötü karakteri kadar iyidir. Arrow, bu konuda televizyon tarihinin en karizmatik “kötü adamlarından” bazılarına ev sahipliği yapmıştır. Özellikle 2. Sezondaki Deathstroke (Slade Wilson), Oliver ile olan kişisel geçmişi ve Manu Bennett’in muazzam oyunculuğuyla dizinin zirve noktası olarak kabul edilir. Slade Wilson, sadece şehri yok etmek istemez; Oliver’ın sahip olduğu her şeyi elinden alarak ona acı çektirmek ister.

Benzer bir etkiyi 5. Sezonda Prometheus (Adrian Chase) ile görürüz. Oliver’ı fiziksel olarak değil, psikolojik olarak bitirmeyi hedefleyen Prometheus, dizinin “karanlık köklerine” dönüşünü simgeler. Bu iki sezon, Arrow’un senaryo ve aksiyon açısından en doyurucu olduğu dönemlerdir. Damian Darhk gibi büyü tabanlı kötülerle (4. Sezon) yaşanan ton uyuşmazlığı eleştirilse de, dizi her seferinde toparlanıp köklerine dönmeyi başarmıştır.

Aksiyon ve Koreografi: CGI Olmadan Gerçek Dövüş

Arrow’u dönemdaşlarından (örneğin The Flash veya Supergirl) ayıran en büyük özellik, aksiyon sahnelerinin gerçekçiliğidir. Stephen Amell’in bizzat gerçekleştirdiği “Salmon Ladder” (Somon Merdiveni) barfiksleri bir fenomene dönüşmüştür. Dizideki dövüş koreografileri; Rus dövüş sanatları, okçuluk ve sokak dövüşünün harmanlanmasıyla oluşturulmuştur.

Görsel efektlere (CGI) boğulmak yerine, dublör kullanımı ve pratik efektlerin tercih edilmesi, Arrow’a ayrı bir ağırlık katar. Her yumruğun, her okun ve her yaranın bedelini izleyici hisseder. Starling City’nin (daha sonra Star City) o kasvetli, yağmurlu gecelerinde geçen çatı kovalamacaları, dizinin görsel imzasını oluşturur.

Bir Devrin Sonu ve Miras

  1. sezonuyla ekranlara veda eden Arrow, finalini “Crisis on Infinite Earths” (Sonsuz Dünyalarda Kriz) adlı devasa bir crossover (ortak bölüm) etkinliğiyle bağlayarak televizyon tarihine geçti. Oliver Queen’in fedakarlığı, sadece kendi şehrini değil, tüm çoklu evreni kurtaran bir harekete dönüştü.

Dizi, yayın hayatı boyunca inişler ve çıkışlar yaşamış olsa da (özellikle 4. sezonun büyü odaklı yapısı eleştirilse de 5. sezonda küllerinden doğması takdire şayandır), finaliyle hayranlarına saygı duruşunda bulundu.

Arrow İzlemeye Değer Mi?

Eğer süper kahraman hikayelerini seviyor ama uçan pelerinliler yerine daha “insani”, kanayan, hata yapan ve bedel ödeyen karakterleri tercih ediyorsanız, Arrow sizin için biçilmiş kaftan. DC Comics evreninin en önemli karakterlerinden birini modern dünyaya başarıyla uyarlayan bu yapım, 170 bölüm boyunca sizi aksiyona ve drama doyuracak.

Dizimag.com.tr editörleri olarak önerimiz; Arrow’u izlerken sadece bir okçunun hikayesini değil, bir adamın geçmişiyle yüzleşip geleceğini inşa etme sürecini izlediğinizi unutmamanızdır. Kapüşonunuzu takın, yayınızı gerin; Star City’nin size ihtiyacı var. İyi seyirler!

Bir yanıt yazın

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu