Fate/strange Fake

- Kategori: Anime, Aksiyon, Fantastik, Doğaüstü Güçler
- Yayın Tarihi: 2023 (Özel Bölüm) – 2026 (TV Serisi Devam Ediyor)
- Oyuncular (Seslendirme): Kana Hanazawa, Yuki Ono, Tomokazu Seki, Yuu Kobayashi
- Dil: Japonca (Orijinal), İngilizce
- Film Süresi: 24 Dakika (Bölüm Başına)
- Yönetmen: Shun Enokido, Takahito Sakazume
- Senarist: Ryohgo Narita (Orijinal Eser), Daisuke Ohigashi
- Orijinal İsmi: Fate/strange Fake
- Platformlar: Crunchyroll
Fate/strange Fake İncelemesi: Kutsal Kase “Made in USA” Olursa Ne Olur?
Fate serisini bilirsiniz; Japonya’nın Fuyuki şehrinde geçer, liseli gençler ve tarihi kahramanlar birbirini yer, sonunda herkes ağlar. Ama bu sefer işler değişti. Fate/strange Fake, bavulunu topladı ve Vahşi Batı’ya, Amerika’nın Snowfield şehrine taşındı. Neden mi? Çünkü birileri “Japonya’daki Kutsal Kase Savaşı çok demode, biz Amerika’da kendi ‘Sahte’ savaşımızı yapalım, hem de daha çok patlamalı olsun!” demiş.
2023’te yayınlanan “Whispers of Dawn” ile ağzımıza bir parmak bal çalan seri, 2024 yılbaşı gecesi ve ardından Ocak 2026’da yayınlanan yeni bölümleriyle (özellikle 17 Ocak’taki 3. bölümle) olay örgüsünü ilmek ilmek dokumaya başladı. Dizimag.com.tr olarak, Gilgamesh’in egosunun bile sığmadığı bu çöl savaşını sizler için inceliyoruz.
Konusu: Bu Kase, O Kase Değil!
Beşinci Kutsal Kase Savaşı’nın (hani şu Fate/stay night olayları) üzerinden yıllar geçmiştir. Amerika’nın batısında, Snowfield adında yapay bir şehirde, yeni bir “Kutsal Kase”nin ortaya çıktığı dedikoduları yayılır. Büyücüler Birliği (Clock Tower) hemen “Bu sahte! Böyle şey olmaz!” dese de, Servantlar (Hizmetkarlar) çağrılmaya başlar.
Ancak ortada devasa bir gariplik vardır. Saber sınıfı çağrılamaz sanılırken ortaya çıkar, oyuncu (Player) sınıfı diye bir şey uydurulur, kahramanlar olması gerekenden çok daha güçlüdür. Bu savaş, kuralların olmadığı, hakemin düdüğünü yuttuğu ve herkesin birbirine “bodoslama” daldığı bir kaostur. Amerika hükümeti işin içindedir, polis departmanı büyücülerle kapışır ve Kilise’nin cellatları çölün ortasında vampir avlar. Kısacası; Fate evreni, Hollywood aksiyonuyla birleşmiştir.
Karakter Analizleri: Tarihin En Arıza Kadrosu
Bu seriyi özel kılan, yazar Ryohgo Narita’nın karakterlere kattığı o “delilik” halidir. İşte Snowfield’ın birbirinden renkli (ve tehlikeli) simaları:
Gilgamesh (Archer)
Kralımız yine burada ve egosu her zamanki gibi yerçekimine meydan okuyor. Ancak bu sefer sıkılmış, “Mongrels (Melezler)” diye bağıran bir Gilgamesh yok. Çünkü en yakın arkadaşı (ve tek dengi) Enkidu da bu savaşa çağrıldı! 1. Bölümde çölün ortasında Enkidu ile yaptıkları o “Dünya’yı yok etme simülasyonu” tadındaki dövüş, anime tarihine geçti bile. Gilgamesh bu seride çok daha keyifli.
Enkidu (Lancer)
Gilgamesh’in en iyi dostu, Tanrıların silahı. Doğayla bütünleşen, cinsiyetsiz ve saf bir güç. Gilgamesh’i gördüğü an gözleri parlayan bu karakter, serinin güç dengelerini altüst eden en büyük unsur.
Ayaka Sajyou
Serinin “bizim gibi hiçbir şeyden haberi olmayan” karakteri. Hapishaneden yeni çıkmış gibi görünen, şehre amaçsızca gelen ama kendini Saber’ın Master’ı olarak bulan gizemli kız. Vücudunda bir Komut Büyüsü (Command Spell) var ama o bunun dövme olduğunu sanıyor olabilir.
Saber (Richard the Lionheart?)
Evet, yanlış duymadınız. Aslan Yürekli Richard! Ama öyle tarih kitaplarındaki gibi sıkıcı biri değil. Caz müziği seviyor, hamburger yiyor ve modern dünyaya hayran. Opera binasında (2. Bölüm) polislere verdiği o rahat ifadelerle, Fate tarihinin en “cool” Saber’ı olmaya aday. Artoria Pendragon’u bekleyenler üzülmesin, Richard’ın karizması o boşluğu dolduruyor.
Orlando Reeve (Polis Şefi / Master)
“Büyücüler de kimmiş, benim rozetim var!” diyen bir polis şefi. 2. Bölümde Saber’ı sorguya çekmesi ve “Kutsal Kase Savaşı’nın gizliliği umurumda değil” tavrı muazzam. Teknolojiyi ve büyüyü birleştirip kendi “polis ordusunu” kurmuş durumda.
Hansa Cervantes
Kilise’nin gönderdiği gözetmen. Ama o daha çok bir “terminatör”. 3. Bölümde, Kahraman Ruhlar (Servant) olmadan, sadece insan gücüyle (ve biraz sibernetik eklentiyle) bir Ölü Havari’ye (Jester Karture) kafa tutması, “Bu adam insan mı?” dedirtiyor.
Fate/strange Fake Neden Bu Kadar Seviliyor?
Normalde Fate serileri ağırdır; felsefe yapılır, idealizm tartışılır. Strange Fake ise “Hadi biraz eğlenelim!” diyor.
-
Hız ve Aksiyon: Bölümler o kadar dolu ki, gözünüzü kırparsanız bir karakterin kafasının koptuğunu kaçırabilirsiniz. Özellikle 3. Bölümdeki “Hansa vs Jester” kapışması, Servantlar olmadan da bu evrenin ne kadar ölümcül olabileceğini kanıtladı.
-
Ensemble Cast: Durarara!!‘yı izleyenler bilir; başrol tek bir kişi değildir. Burada da Faldeus’tan Ayaka’ya, Gilgamesh’ten polislere kadar herkes hikayenin merkezinde.
-
Modern Dünya Entegrasyonu: Büyücülerin gizli gizli savaştığı dönem bitti. Artık haber bültenleri, polis departmanları ve internet de işin içinde.
Görsel Şölen ve Müzikler
A-1 Pictures (veya yapımcı stüdyo), bütçeyi hiç kısmamış. Gilgamesh’in “Gate of Babylon”unu açtığı sahnelerdeki altın parıltısı veya Enkidu’nun toprakla bütünleştiği anlardaki efektler, 4K televizyonların hakkını veriyor. Hiroyuki Sawano tarzı (tam o olmasa da) gaz müzikler, aksiyon sahnelerinde adrenalini pompalıyor.
Unutulmaz Replikler
Gilgamesh: “Hoş geldin, dostum. Bu sıkıcı uykudan uyanmama değecek tek varlık sensin.” (Enkidu’ya hitaben)
Saber (Richard): “Benim adım Richard. Ama siz bana ‘Kral’ diyebilirsiniz, tabii eğer müzik zevkiniz iyiyse.”
Orlando Reeve: “Burası benim şehrim. Kutsal Kaseymiş, büyücülermiş umurumda değil. Hız sınırını aşan kahraman da olsa cezasını yazarım.”
Hansa Cervantes: “Tanrı affeder, ama benim sibernetik yumruklarım affetmez.”
Dizimag Editör Yorumu: Kaosun En Güzel Hali
Fate/strange Fake, 2026 yılının başında anime dünyasına öyle bir giriş yaptı ki, diğer seriler “Biz ne yapacağız şimdi?” diye düşünüyor olabilir. Özellikle 17 Ocak 2026’da yayınlanan 3. bölümdeki o “kahramansız savaş” (Battle without Heroes), serinin sadece süper güçlü ruhlardan ibaret olmadığını gösterdi.
Eğer Fate evrenine hakimseniz, göndermelerden mest olacaksınız. Hakim değilseniz bile, “Vay be, adamlar çölde ne savaşıyor!” diyerek keyifle izleyebilirsiniz. Ama uyaralım; bu seride mantık aramayın, sadece kaosa teslim olun. Çünkü Snowfield’da tek kural, kural olmamasıdır!
Crunchyroll üyeliğinizi yenileyin ve bu “Sahte” ama bir o kadar “Gerçek” savaşın tadını çıkarın. İyi seyirler!


