HBO MAXNetflix

Rooster

  • Kategori: Komedi, Dram
  • Yayın Tarihi: 08 Mart 2026
  • Oyuncular: Steve Carell, Charly Clive, Phil Dunster, Danielle Deadwyler
  • Dil: İngilizce
  • Dizi Süresi: 25-30 Dakika (Sitcom formatında)
  • Yönetmen: Bill Lawrence, Matt Tarses
  • Senarist: Bill Lawrence, Matt Tarses
  • Orijinal İsmi: Rooster
  • Platformlar: Netflix,HBO MAX

Rooster Konusu: Baba Kampüste, Panik Kızı Odasında!

Dizinin merkezinde, Steve Carell’in canlandırdığı ünlü, yetenekli ama muhtemelen orta yaş krizinin kıyısında gezinen bir yazar var. Bu adamcağız, kızıyla (Charly Clive) olan bağlarını güçlendirmek (veya tamamen koparmamak) için radikal bir karar alıyor ve kızının okuduğu üniversitede işe başlıyor.

Evet, yanlış duymadınız. Üniversite yılları, gençlerin özgürlüklerini ilan ettikleri, aileden uzaklaştıkları ve saçma sapan hatalar yaptıkları dönemdir. Peki, babanızın kampüsün ortasında belirdiğini, derslerinize girdiğini veya -Allah korusun- kampüs kafeteryasında “cool” görünmeye çalışarak arkadaşlarınızla takıldığını düşünün. Tam bir kâbus, değil mi? İşte Rooster, bu utanç verici ama bir o kadar da tatlı çatışmayı konu alıyor.

Dizi, baba-kız ilişkisinin karmaşıklığını işlerken, aynı zamanda akademik dünyanın o snob havasıyla da dalga geçiyor. Steve Carell’in karakteri, bir yandan kızının güvenini kazanmaya çalışırken, diğer yandan akademik kadronun (özellikle Phil Dunster ve Danielle Deadwyler’ın karakterleri) egosantrik dünyasında hayatta kalmaya çalışıyor.

Karakter Analizleri: Akademik Kadro ve Arıza Tipler

Bu dizinin kadrosu “Yıldızlar Ligi” gibi. Ted Lasso’dan transferlerimiz var, The Office efsanemiz var. Gelin, bu kampüsün sakinlerini yakından tanıyalım.

Yazar Baba (Steve Carell)

Henüz karakterin tam adı (Rooster bir lakap olabilir) netleşmese de, Steve Carell’i The Morning Show‘daki ciddi halinden sıyrılıp, Crazy, Stupid, Love filmindeki o şaşkın baba modunda göreceğiz gibi duruyor. Ünlü bir yazar olmanın verdiği egoya sahip ama kızı söz konusu olduğunda yelkenleri suya indiren bir adam. Kampüste gençlerle “slang” (argoo) konuşmaya çalışıp rezil olduğu sahneleri şimdiden hayal edebiliyoruz. O, kızını korumaya çalışan ama aslında kendi yalnızlığından kaçan bir “Horoz”.

Kızı (Charly Clive)

İngiliz komedi sahnesinden tanıdığımız Charly Clive, babasının gölgesinden kurtulmaya çalışan öğrenci rolünde. Tam kendi ayakları üzerinde duracakken, babasının “Ben geldim!” diyerek hayatına dalmasıyla tüm dengesi şaşıyor. Babasını çok seviyor ama lütfen… biraz uzakta sevebilir mi? Clive’ın doğal komedi yeteneği, Carell ile harika bir paslaşma yaratacak.

Jamie Tartt… Pardon, Phil Dunster

Ted Lasso’nun “Doo, doo, doo, Jamie Tartt”ı Phil Dunster, bu sefer futbol sahasında değil, amfide. Muhtemelen Carell’in karakteriyle çatışan, genç, dinamik ve belki de biraz ukala bir akademisyen veya popüler bir figür. Onun o kendine has mimiklerini ve enerjisini komediye ne kadar yakıştığını biliyoruz. Carell ile olan sahneleri, dizinin mizah dozunu artıracak.

Danielle Deadwyler

Genelde ağır dramlarda (Till, The Piano Lesson) izlediğimiz, performansı ile Oscar’ın kapısından dönen Danielle Deadwyler, bu sefer komedi sularında yüzüyor. Muhtemelen üniversitenin dekanı veya çok ciddi, kuralcı bir profesör rolünde. Carell’in kaotik enerjisine karşı “Lütfen odamdan çıkar mısınız?” bakışları atan, disiplinli karakter olması muhtemel.

Bill Lawrence ve Matt Tarses Etkisi: “Feel-Good” Garanti

Bu diziyi sadece oyuncuları için değil, mutfağındaki şefler için de izlemelisiniz. Bill Lawrence, Scrubs ile hastane koridorlarında, Ted Lasso ile futbol sahasında, Shrinking ile terapi odasında bizi hem güldürüp hem ağlatmayı başarmış bir dahi. Ortağı Matt Tarses ile tekrar bir araya gelmeleri, Rooster‘ın sadece yüzeysel bir komedi olmayacağının kanıtı.

Lawrence’ın imzası bellidir: Karakterler kusurludur, birbirlerine laf sokarlar ama günün sonunda o kadar sıcak bir bağ kurarlar ki, ekran başında “Keşke ben de o kampüste olsam” dersiniz. Bu dizi, pandemiden sonra ihtiyacımız olan o “rahatlatıcı, sıcak çorba” tadındaki yapımlardan biri olacak.

Neden İzlemelisiniz?

  1. Steve Carell Faktörü: Bu adamın mimikleri bile tek başına bir dizi eder. Onu tekrar saf komedide görmek, çölde vaha bulmak gibi.

  2. Kuşak Çatışması: Gen Z (Z Kuşağı) ile Boomer (veya Gen X) babanın çatışması, günümüzün en büyük mizah malzemesi. “Baba o kelimeyi öyle kullanmıyoruz” anlarına hazır olun.

  3. Kısa ve Öz: Sitcom formatında olması, “Bu akşam ne izlesem?” derdini ortadan kaldırıyor. Çerez niyetine, yorulmadan izlenecek bir iş.

Unutulmaz Olası Replikler

Dizinin tonuna ve Bill Lawrence’ın kalemine uygun, duymamız muhtemel replikler:

Baba (Steve Carell): “Tatlım, seninle aynı kampüsteyiz diye sürekli görüşmek zorunda değiliz. Ama öğle yemeğinde benim masama gelirsen, sana kantin kredisinden ısmarlarım.” Kızı: “Baba, lütfen beni tanımıyormuş gibi yap. Lütfen.”

Akademisyen (Phil Dunster): “Siz dışarıda çok satan bir yazar olabilirsiniz ama burada sadece ‘o garip öğrencinin babasısınız’.”

Baba: “Gençlik enerjisi dedikleri bu mu? Çünkü ben sadece bel ağrısı ve gelecek kaygısı hissediyorum.”

Dekan (Danielle Deadwyler): “Burası bir eğitim kurumu Bay Yazar, sizin kişisel rehabilitasyon merkeziniz değil.”

Dizimag Editör Yorumu: Michael Scott Emekli Olmuş Gibi

Rooster, 2026’nın en çok beklenen komedilerinden biri. Steve Carell’i The Office‘ten sonra ilk kez bu kadar ona uygun bir rolde göreceğiz. Dizi, baba-kız ilişkilerini didaktik bir dille değil, hayatın içinden, utanç verici ve komik anlarla anlatıyor.

Eğer Gilmore Girls‘ün daha komik, daha erkek versiyonunu ve Ted Lasso‘nun o naifliğini seviyorsanız, Rooster sizin yeni favoriniz olacak. Bill Lawrence yine yapmış yapacağını; kalbimize dokunurken diyaframımızı sarsacak.

 Netflix aboneliğinizi yenileyin, Steve Carell’in beyaz saçlarına alışın ve bu kampüs macerasına ortak olun. Sınav yok, not yok, sadece kahkaha var!

Bir yanıt yazın

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu