
- Kategori: Drama, Müzik, Romantik
- Yayın Tarihi: 04 Haziran 2023
- Oyuncular: The Weeknd (Abel Tesfaye), Lily-Rose Depp, Troye Sivan, Jennie Ruby Jane
- Dil: İngilizce
- Dizi Süresi: 45-60 Dakika (Toplam 5 Bölüm)
- Yönetmen: Sam Levinson
- Senarist: Sam Levinson, Reza Fahim, The Weeknd
- Orijinal İsmi: The Idol
- Platformlar: HBO (Türkiye’de BluTV)
The Idol Konusu: Pop Star Olmak Zor Zanaat, Tarikat Lideriyle Takılmak Daha Zor
Dizinin merkezinde, annesinin ölümünden sonra yaşadığı sinir krizi nedeniyle turnesini iptal eden ve şimdi “Amerika’nın en büyük pop starı” unvanını geri almaya çalışan Jocelyn (Lily-Rose Depp) var. Jocelyn, hem plak şirketinin baskısı altında eziliyor hem de yaratıcılık tıkanıklığı yaşıyor. “Hit şarkı yapmam lazım ama ilham perilerim grevde” modunda gezerken, bir gece kulübüne gidiyor ve orada Tedros (The Weeknd) ile tanışıyor.
Tedros kim mi? Kendisi bir gece kulübü sahibi, gizemli bir adam ve yarı zamanlı bir tarikat lideri. Ama öyle beyaz cübbeler giyenlerden değil; Gucci giyen, manipülatif ve oldukça “karanlık” bir tip. Tedros, Jocelyn’in zihnine girmeyi başarıyor ve ona “İçindeki potansiyeli çıkarmak için acı çekmen lazım, bana güven” diyerek hayatının tam orta yerine yerleşiyor. Jocelyn’in evi bir anda Tedros ve onun “yetenekli” ama tuhaf müritlerinin karargahına dönüşüyor. Müzik endüstrisinin o ışıltılı görünen dünyasının aslında ne kadar sömürüye dayalı olduğunu, Jocelyn’in ruhsal çöküşü ve Tedros’un yükselişi üzerinden izliyoruz. Tabi bu sırada Sam Levinson imzası taşıdığı için bolca neon ışık, estetik çekimler ve sınırları zorlayan sahneler de cabası.
Karakter Analizleri: Kim Bu Ünlüler Geçidi?
Dizinin kadrosu aslında bir “All-Star” takımı gibi. Şarkıcılar, mankenler, yönetmenler… Herkes burada.
Jocelyn (Lily-Rose Depp)
Johnny Depp ve Vanessa Paradis’nin kızı olmanın verdiği genetik mirasla Lily-Rose, Jocelyn rolünde parlıyor. Karakteri; kırılgan, manipülasyona açık ama sahneye çıktığında bir canavara dönüşen bir pop ikonu. Jocelyn’in sürekli sigara içmesi (gerçekten ciğerleri soldu kızın) ve neredeyse hiç kıyafet giymemesi dizinin en çok konuşulan detaylarındandı. Ama oyunculuğu? Beklenmedik derecede iyi. O çaresizliği ve hırsı gözlerinden okuyorsunuz.
Tedros (The Weeknd / Abel Tesfaye)
Ah Abel… Şarkılarını bayılarak dinliyoruz ama oyunculuk konusunda kafalar biraz karışık. Tedros karakteri, izleyiciyi “korkutmak” ve “etkilemek” için yazılmış ama çoğu zaman “rahatsız edici” ve “komik” bulundu. O meşhur “fare kuyruğu” saçı ve 70’lerden fırlamış gibi duran tarzıyla Tedros, modern bir manipülatör. Abel’in bu karakteri oynarken kendini ne kadar ciddiye aldığı ise tartışma konusu. Karakterin amacı Jocelyn’i özgürleştirmek mi yoksa sömürmek mi, dizi boyunca bunu sorguluyoruz.
Dyanne (Jennie Ruby Jane)
BLACKPINK hayranları buraya! K-Pop süperstarı Jennie, ilk oyunculuk deneyimiyle karşımızda. Jocelyn’in yedek dansçısı ve arkadaşı olan Dyanne, aslında göründüğü kadar masum değil. Ekran süresi az olsa da, dans sahneleri ve o meşhur bakışlarıyla dizinin en çok reyting getiren unsurlarından biri oldu. Tedros ile olan gizli bağlantısı hikayenin kilit noktalarından biri.
Leia (Rachel Sennott)
Dizideki tek “aklı başında” insan olabilir. Jocelyn’in asistanı ve en yakın arkadaşı. Sürekli panik halinde, Tedros’tan nefret ediyor ve Jocelyn’i korumaya çalışıyor. İzleyici olarak bizim hislerimize tercüman olan karakter kesinlikle Leia.
Xander (Troye Sivan)
Ünlü şarkıcı Troye Sivan, Jocelyn’in kreatif direktörü rolünde. Ancak o da Tedros’un işkencelerinden (elektroşok bileziği sahnesini hatırlayanlar?) nasibini alıyor. Şarkı söyleyememesi (ses teli sorunu yüzünden) onun en büyük travması.
The Idol Neden Bu Kadar Eleştirildi?
Dizi yayınlanmadan önce Cannes Film Festivali’nde gösterildi ve 5 dakika ayakta alkışlandı. Ancak eleştirmenler “toksik”, “işkence pornosu” ve “erkek fantezisi” gibi ağır yorumlar yaptı. Sam Levinson’ın Euphoria tarzını buraya taşıması, görselliği hikayenin önüne geçirdi. Ayrıca orijinal yönetmen Amy Seimetz’in projeden ayrılması ve dizinin neredeyse baştan çekilmesi, senaryoda büyük kopukluklara yol açtı. Tedros’un diyalogları (özellikle yatak odası sahnelerindeki o tuhaf replikler) sosyal medyada alay konusu oldu. “Müzik endüstrisi eleştirisi” olarak yola çıkan dizi, eleştirdiği şeye dönüşmekle suçlandı.
Unutulmaz Replikler (Ve Biraz Utandıranlar)
Dizi, derin felsefi sözlerden ziyade, tuhaflığıyla akılda kalan repliklerle dolu:
Tedros: “Merhaba Meleğim.” (Bunu her söylediğinde bir yerlerde bir melek kanatlarını kaybediyor olabilir.)
Jocelyn: “Ben sadece bir ucube gibiyim.” (I’m just a freak, yeah – Şarkı sözü olsa da karakterin mottosu.)
Tedros: “Şarkı söylemeyi unuttun mu? Bana şarkı söylemeni istiyorum, ama sesinle değil.” (Abel bey ne diyorsunuz?)
Nikki (Plak Şirketi Yöneticisi): “Akıl hastalığı seksidir.” (İşte endüstrinin ne kadar acımasız olduğunun kanıtı.)
Dizimag Editör Yorumu: İzlemeli mi, Kaçmalı mı?
The Idol, kesinlikle “kötü olduğu için iyi” (so bad it’s good) kategorisine girebilecek bir yapım. Lily-Rose Depp’in performansı, Mike Dean’in harika müzikleri ve sinematografi için izlenir. Görsellik muazzam, her kare bir video klip tadında.
Ancak, derinlikli bir senaryo veya mantıklı karakter motivasyonları bekliyorsanız, yanlış yerdesiniz. The Weeknd’in oyunculuk denemesini, Jennie’nin cool duruşunu ve Hollywood’un perde arkasındaki kaosu “biraz abartılı” bir şekilde görmek istiyorsanız şans verin. Dizi 6 bölüm planlanmışken 5. bölümde apar topar final yaptı, bu da aslında projenin ne kadar çalkantılı olduğunun bir göstergesi.
beklentiyi düşürün, mantığı kapıda bırakın ve bu tuhaf rüyanın (veya kabusun) tadını çıkarın. En azından müzikleri (Soundtrack) gerçekten harika!




